8 Aralık 2011 Perşembe

İyi ki PuCCa Değilim!


Evet iyi ki değilim.. Çünkü sanırım ben onun kadar güçlü değilim..
Hayatında yaşadığı sıkıntıları yaşayabilirdim ama yüzünü gösterdikten sonra aldığı tepkilere onun kadar olgun yaklaşamazdım.
Kavga ederdim.
Küfür ederdim.
Hatta o insanların hepsinin ölmesi için Yasin bile okuyabilirdim..
Belki de gider döverdim!

Ne yapıyor o insanlar.. (Aslında insansılar demek daha doğru olur..)

Hiç güzel değilmiş… diyorlar.. Ki bu iyimser ve edepli yorum hali.. üzerinde oturdukları vücut parçalarına benzetenler var.
Ama bu kız bir kez olsun “Ben güzelim, Adriana Lima gibi hatunum” demediki..!
Aksine; dişlerim kocaman, hatta o kadar büyük ki ağzımı bile kapatamıyorum rahatça dedi. Boyu , posu, kilosu ile poposu ile dalga geçti. Yerden yere vurdu kendini.
Bu kadar kendini yermesinin üzerine ortaya çıkan kız kendi anlattığından çok çok güzel.
Belki de bu rahatsız etti haset insansıları. 
Gerçekten çirkin olsa bir şey diyecekleri zannetmiyorum. :)
Kendilerinden çirkin birini bekliyordu, kendilerinden güzel geldi. Çekemediler..




Yazdıkları hiç edebi değil! …… miş..
Edebi olduğunu kim iddia etti? Kendisi mi?
Ben hiç duymadım.
Tam tersi daha dün akşam Okan Bayülgen’in programında ona “yazar” dendiğinde ben henüz yazar falan değilim, yazarın y’si bile değilim. İyi bir günlük tutucuyum, blogerım tamam ama yazar olabilmek o kadar kolay değil! diyen ta kendisiydi..
Dinlemediyseniz o sizin sorununuz..
Yayın evi mi dedi? Çıktığı kitap serisinin adı bile “diz üstü edebiyatı” .. yani internet bağlantılı sohbet-biyografi-hayal karışımı eğlenceli kitaplar. Hayatın anlamını bulmak için bu kitapları okuyorsanız önce Allah’tan akıl-fikir dilemeniz makul olur.

Haa! Dersiniz ki “ben rus edebiyatı seviyorum, İngiliz edebiyatı seviyorum bu tür kitaplar bana keyif vermiyor okumayı tercih etmiyorum!” e peki! OKUMA!
Kim kime zorla kitap okutabilir?



PuCCa sürekli tüm kanallardaymış.. Daha dün 1 bugün 2.. Olacak elbette. Kızın kitabı  çıkmış.
Edebi eser çıkaran da geziyor. Müzik albümü de, yemek kitabı da..
Kitabı çıkan ve kanallarda tüm programları gezen diğer kişiler gibi o da gezebilir, buna PR deniyor.. hani hala bilmeyenleriniz varsa laf arasında söylemiş olayım.

Yüzlerce TV kanalı içinde o kadar nefret ediyorsanız O’nun olduğu kanalı o saat izlemeyiverin..
Mazoşist misiniz?
Neden izliyorsunuz ısrarla?

Twitterda arama kısmına pucca yazınca binlerce mesaj çıkıyor.. Sevenleri zaten çoğunlukta. Ama sürekli karalama kampanyasında olan büyük bir kısım da mevcut.
Bu karalama yapanların %99u ise ne kitaplarını okumuş, ne blogunu, ne gazetede yazdığı yazıları, ne de twitterda takip ediyorlar.
Tanımıyorlar yani J
Tamıyorlar ama b.k atıyorlar J Nefret kusuyorlar..
O kadar çirkin yürekliler ki içlerinin karası yüzlerine ve klavyelerine vuruyor..
ALLAH ISLAH ETSİN!

Böyle bir yazı yazdığım için beni de bir kısım “yalaka” olmakla suçlayacak.. :)
Çok da umrumda! 
Nedenini bilmediğim halde PuCCa zaten beni uzun süredir takip ediyor. 3-5 sohbet etmişliğimiz de var. Yani hakkındaki düşüncelerimi o zaten biliyor :)
Ama siz de bilin istedim.

“Hani” kelimesini çok kullanıyor olmak insanlıktan uzaklaştırmaz kişiyi.. Ama hayatı hakkında hiç fikri olmadan hakaretler edip bir insanı üzmek uzaklaştırır.
Ve biliyorum ki o kara kalplilerin hiçbirinde bir şeyi değiştirmeyecek bu yazı.
Olsun.. Ya tutarsa..

Velhasıl iyi ki PuCCa değilim! (olamam da zaten ) Ben dayanamazdım.. Helal olsun.. 




+not: ceriLevis Enişte.. Sana da saygı duyuyorum.. Adam gibi adam sevgilisinin yanında nasıl olur cümle aleme gösterdiğin için..

Esra Akeroğlu 8 Aralık 2011



15 Kasım 2011 Salı

Şişli Darülaceze İçin...



Sevgili Başkanım.. 

Bayramda Darülaceze ziyaretine gittik. ve sanırım 20 yaş birden yaşlandım orada..
Yapı olarak ne kadar güzelse bakımsızlık yönünden o kadar kötü.
Kaç kişi ile konuştuysak memnun değiller.
Memnun olmadıkları şeyler o kadar kolay çözülebilecek şeyler ki..
Hele 1 tanesi %100 sizin elinizde.. 
Kaç senedir banada boya yapılmamış.. Florasanlar korku filmlerindeki gibi. İçerisi kasvet, hastalık ölüm kokuyor :(
koyu koyu karanlık karanlık hissiz ruhsuz odalar.
Yaşlanmak biraz da çocuklaşmak değil midir aslında? Daha iç açıcı renklerde boyansa duvarlar ferah ferah olsa.. Aydınlatma ona keza bir düzen gelse. beyaz temiz ışıklar olsa odalarda..
Ölmeyi bekliyoruz dedi çoğu..
Evlenmeyip çocuk sahibi olmayı düşünmeyen biri olarak müstakbel evimi ben de hiç beğenmedim.
Belki de bugüne kadar bu durumun farkına varmamış olabilirsiniz.
Ama sizden çok rica ediyorum..
Darülaceze için birşeyler yapın..
Daimi misafirleri çok mutsuz. Sizin kısa ziyaretkerinizde belki de şikayet bile edemiyorlardır. belki sonrasından tedirgin oluyorlardır. Ama mutsuzlar..
Ve çözümün bir kısmı sizde..
Bir kampanya yada bir etkinlik düzenleseniz hepimiz yardıma geliriz.
Gerekirse kendi ellerimizle boyar temizleriz orayı.
Ama maddi olarak sizlerin desteğine ihtiyacımız var.
Velhasıl; Şu an ki görüntüsü ile Şişli Darülaceze, Şişli Belediyesi'ne ve Mustafa Sarıgül'e hiç yakışmıyor..


Ne zaman başlıyoruz?
Sevgi ve saygılarımla..

Esra Akeroğlu

20 Ekim 2011 Perşembe

Başka Anaya Muhtaç mı Ettim?


 
 
Hiç bir evlat anasından evvel girmemeli toprağa..
Hiç bir ana çocuğunun mezarinda biten otlari temizlememeli, hiç bir ana çocuğunun yüzüne bakacağına bir mezar taşına bakmamalı..
Çocuğuna benziyor diye yolda gördüğü birine bakıp bakıp ağlamamalı..
Agıt yakmamalı analar; cocuklarının düğünlerinde kına yakmalılar..
Evlat evlatlığını, ana analığını bilmeli; evlat gitmeli anasına bayramlarda "ben geldim" demeli..
Mezarliklar, şehitlikler bayram yerine dönmemeli.. 
Dedim ya bir evlat anasından evvel toprağa girmemeli..
Annedir sonuçta içine dokunur toprak ananın çocuğuna sarılması.. 
"ben sana anaydım, başka bir anaya muhtaç mı ettim" der..
bekler, bekler; bi ses gelmez..
bir anne çocuğundan mahrum ömrünü tüketmemeli...
 
Allah'im hepimizi affet...
 
Gaye Tanaydın Dursun  
20-10-2011

19 Ekim 2011 Çarşamba

19 Ekim 2011 Katliamı... Çok Ölüyoruz!



35 yaşındayım..
hani erken yola çıkanlardan olsam belki bugün askerde oğlum bile olabilirdi..
Bugün her şehit haberinde "annneeeemmm " diye ağladım, içim yandı.
sanki hepsini ben doğurmuştum..
Sanki hepsi benim kardeşimdi.
Sanki hepsi sevdiğim..
Hala ağlıyorum saat 02:37...

Ben hiçbirini  tanımazken bu kadar acıyorsa etim, yanıyorsa yüreğim; o yitip giden canların aileleri nasıl nefes alıyor, nasıl yanıyorlar düşünemiyorum bile

Haberlerde şehitlerin ailelerini, evlerini gösterdi..
24 şehidin 1 tanesinin ailesi mi varlıklı olmaz?
Hepsi mi orta direk ve altı ailelerden olur? Bunların hepsi mi tesadüf?
Teşvikiye camiinden öğle namazına mütakip neden hiç şehit cenazesi kalkmıyor?

Allah sabır versin..

Ama Şehitler ölüyor ve artık vatan paramparça..

Başımız sağolsun!

Esra Akeroğlu

14 Ekim 2011 Cuma

Artık.........

içini yıkar insanın ayrılıklar.
ve pekala ikna etmişse seni kaderin, pencerelere uzanıverir ellerin.
eksiklikler loşluklarıdır kalbinin, kuytularıdır..
değmez kimsenin sözcükleri.
ve sen kendinden de saklarsın ayrılıktan mühürlü kederlerini..
aklının mutlu olmayı belirleyecek, kuşatacak çağına geldiğinde aşk ömrünü çoktan terkedip gitmiştir.
artık hep bir yere kadardır sevgililerin gidebilecekleri,kuytuların senindir..


Rahşan Orhan

1 Ekim 2011 Cumartesi

Geldin...

Anmamalıydım adını
"üç harfli" diyip gecmeliydim
olmadı..
Boş anıma geldi;
"aşk" dedim,
sen geldin..*
 
Gaye Tanaydın Dursun 
 
 

21 Eylül 2011 Çarşamba

FENERBAHÇELİ OLMAK ONUR'DUR!

Dün akşam "yine" tarih yazdık!
Dünyada bir ilk..
Devamı elbette gelecek. Çünkü seyircisiz oynama cezası yeni değil. Dün vardı, yarın da olacak. Ve artık futbol takımlarımız boş trübünlere oynamak zorunda kalmayacak.

Dün gece 46,000 kişidenden fazla Kadın ve Çocuk vardı tribünlerde.. Yer gök sarı lacivertti!
Ki diğer takım vatandaşları bayram tadında kutladıkları stat açılışlarında erkekli kadınlı yakalayamıyorlar bu rakamı :)
Hasetliğin ve çekememezliğin kökü de buradan geliyor aslında..Büyüklüğümüzden.. Bağlılığımızdan..



Diğer takım vatandaşları içinde de var 3-5 kişi. Neyin ne olduğunu anlayıp takdir edebilen! Onlar üzerine alınmasın az sonra diyeceklerimi.

Maç öncesi dediler ki;

*En fazla 3-5 bin kişi gelir.. o da kocaları döverek yollar anca!"
46,000 kişiyi dövecek gücü gösterin bana alnını öpeyim! Akşam tribünler tam anlamıyla yensek de yenilsek de tadında idi.

*Yaprak sarmaları yapar götürürler, dantel örerler, futbolcular düşerse sahaya atlar "ay çocuğum dikkat etsene" diye titizlenirler...vıdıvıdı.."
Yaprak sarmaları yoktu akşam.. Kimse dantel örmedi. Ama bebeğini emziren anneler vardı.. Aynı anda hem kadın hem taraftar olabilme ayrıcalığı bizimkisi..
Sahaya atlayan da olmadı.. Sadece düşenlere üzüldük. Onların da canı vardı ve bizde insandık çünkü.. Sizleri bilemeyiz. Düşen kendi oyuncumuz da olsa rakip de olsa bela anmıyoruz biz!

*Kadınların ve Çocukların karşısında futbol oynamak Fenerbahçeye verilmiş bir cezadır.."
dediler!
Futbolculara sormak lazım. Boş tribünler mi? yoksa küfür etmeyen, hakaret etmeyen, bela anmayan saygılı bir taraftara karşı oynamak mı?  Cevabı sizlere değil saha içinde top koşturanlara düşer. Ki verdikleri röportajlarda duydukları minnet yüzlerinden akıyordu. Kendileri de defalarca ifade ettiler teşekkürlerini.

Maç sonrası;

* Fenerbahçe'li kadınlar skoru 2-1 sanıyormuş maç bitiminde. Fener yendi sanıyormuş..

Behey Gerizekalı Ezik Diğer takım vatandaşları! Siz sözde erkek milletinin bile yarısı offsaytı bilmez, bilen diğer yarısının da %50si anlatamazken, Futbol ile ilgilenmediği ve bilmediği halde sadece takıma destek için tribünleri doldurmuş kadınların offsayt bilmesini neden bekliyorsunuz!  
Çünkü hasetsiniz! Çünkü çekemiyorsunuz!  Sadece kadınlarımızın ve çocuklarımızın bile sizin tüm seyircinizden fazla olması gücünüze gidiyor! ÇÜNKÜ EZİKSİNİZ!

Skor panosunda sürekli eziyorduk! Bu sefer kadınımızla, bacak kadar çocuğumuzla ezdik! Yemiyor değil mi "Helal Olsun" demek! İçinizde yara büyük!

*Maçta erkekler vardı başörtülü, ibne fenevliler!

Bravo!! O minicik beyinleriniz bunu üretebiliyor sadece değil mi? Çok yaratıcı! Özel izinle gelmiş bir kaç engelli.. Otizlimli bir kaç çocuk..
Araya sızmış erkeklerde olabilir. Takımlarını izlemek uğruna başörtü takabilmek yürek ister. Sizde var mı o yürek?
Özellikle türbanlı ve hatları bir kadına göre çok güzel sayılamayabilecek bir kadının fotoğrafı erkek diye paylaşılıyor. O kadına ulaşmalı ve tazminat davası açması için destek verilmeli.. Kimsenin onuru ve şahsiyeti ile böyle alay edilemez. Öyle dalga geçen adama senin anan, kızkardeşin dünya güzeli mi demek lazım.. Yazıktır, günahtır!
Bu tür fotoğrafları paylaşan kadınları ise hiç anlamıyorum. Sen çok mu güzel sanıyorsun kendini? aynısını sana yapsalar ne hissederdin?

Sonuç olarak.. Dün akşam belki yenemedik rakip takımı..
Belki statın yarısından fazlası ne olup bittiğinin bile farkında değildi..
Belki bazılarımız yendik sanıyor Manisaspor'u..
Artımızla eksimizle, bilenimizle, bilmeyenimizle.. Takımımızı desteklemek için oradaydık.

Televizyonda "Öyle bir Geçer Zaman ki" Varken 46.000 Kadın, çocuklarını alıp FENERBAHÇE ve FUTBOL izlemeye geldi..
Daha ne olsun?


Futbolun "F"sinden anlamadığı halde sadece FENERBAHÇE'yi desteklemek için bugün tribünleri dolduran pek çok kadın! Yüreğinizden öpüyorum!!!!