16 Ağustos 2012 Perşembe

Sesimi Duyan Var mı? 17 Ağustos 1999



#17Agustos1999 
Bursa'da yaşıyordum.. Çok sallandık.. Ama yıkılmadık. Ölmedik.. 
Koca Bursa'da 1 kişi öldü.
Özlem.. Arkadaşımız.. 
Sabah Gölcük'e yetiştim. 
Mahalle yoktu. Annemi enkazdan çıkarmışlardı.. Tüm komşularımız öldü.. Akrabalarımdan pek çok can.. öldü..
Çocukluk arkadaşım Necla kucağında bebeği ile öldü..
Alt kat komşumuzun cesedini ben çıkardım enkazdan..Yeşim'in babasını. Kardeşi , bir kaç hafta önce bana esra abla diyen Görkem.. öldü..
Sevgilim Adapazarı'nda enkazdan çıktı.. 

13 sene oldu... Acısı, hatıraları değişmedi.. Yaralar olduğu gibi duruyor..
Ama akıllanmadık da.. Yeni depremler kapıda.. ve biz hiç bir şey yapmıyoruz hazır olmak adına..
Depremde çadırkent kurulsun diye ayrılan çadır alanları bir bir site oluyor. Kaçacak, saklanacak, yaşayacak yerimiz yok deprem olsa..
Milletinin canını geleceğini cebindeki dolarlar kadar düşünmeyen liderlerimize ben hakkımı helal etmiyorum.
Hakkını helal edenlere de hakkımı helal etmiyorum.

Kaybettiklerimizin mekanları cennet olsun.. Allah kalanlarına sabırlar versin.
Acıları hep taze kalacak.. Yaraları hiç kapanmayacak


29 Temmuz 2012 Pazar

Iceberg gibiyim.. Görünmeyen kısmım devasa!

Tamı tamına 2 ay doldu..
28 temmuz itibari ile Gastric Bypass operasyonumu olalı 2 ay doldu..
60 gündür ne yiyorum ne içiyorum zaten bir önceki yazımda yazmıştım.
Hayatımda ne değişti kısmına bakalım birazda.

 60 gün itibari ile verdiğim kilo 22..


147,2 kg idi operasyon öncesi kilom.. Bugün 125 kiloyum.
Bu eğer şişko değilsen büyük ihtimal OHAAA diyeceğin bir kilo..
Ama benim en son Ön çapraz bağ ameliyatımdan sonra 2009 ortalarında gördüğüm kilo.. yani 3 sene!
3 senede aldığım kiloyu 2 ayda verebilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Daha çok uzun bir yol var önümde. Bunu biliyorum. Ama artık sonuç alabiliyorum. Bunu görüyor olmak güzel.
En önemlisi artık yediklerimden pişman olmuyorum. Daha önceki yazıları okuduysan yazmıştım. Az yediğim, abur cubur sevmediğim halde şişko olduğumu. Ve insanların buna inanmadıklarını. Kiloların yanı sıra bir de insanların bu küçümser, yalancı sayar bakışları ve düşünceleri ile uğraşmak zorunda kalıyordum.
Başkalarını geçtim, kendimle savaşıyordum.
1 paket etiform yesem "keşke yarısını yeseydim" oluyordum.. Ne kadar az yesem de hep pişmanlık.. Yediğimin yarısını yeseydim.. o son lokmayı yemeseydim.. vidi vidi vidi!
Şimdi.... Bildiğin öküz gibi yiyorum :D
Ahahah yok be... Nasıl yiyeyim :D yer yok zaten. 3 lokmada doyuyorum :D
Ama gün boyu habire bir şeyler atıştırıyorum. Sıvılarla baştan beri sorun yok. Onlar lök lök lök gidiyor. Ama katılar çabuk dolduruyor minnacık mideyi. Velhasıl koca menüler tüketemiyorum. Ama sevdiğim her şeyi yiyebiliyorum. Sadece ebatları küçük..
Köfte mesela.. Bir porsiyon değil de 3 tane max..
Yada herhangi yemek. bir tabak dolusu değil de 3-4 çatal.
Geçen gün istavrit yedim. Dinlene dinlene. yaklaşık 45 dk da 6 istavrit + 3 parça kalamar + 1.5 çubuk midye yedim :D Ve hiç pişman olmadım :) Daha azını yememem gerekiyor çünkü.
Yeterli proteini almazsam kilo veremem. Fazlasını yersem zaten canım acıyor. Velhasıl belki de hayatımda ilk kez yemek yedikten sonra kendimi iyi hissediyorum.

Zaten katı ve sıvı yağları (zeytin yağı hariç), şeker ve un tüketmiyorum. Tuz eser miktarda. Alkol almıyorum. Gazlı içecekler ve şeker ilaveli meyve suları içmiyorum.

Bakınız dün geceki yemeğim..
Sucuğun kıyısından serçe parmak kalınlığında yedim.. Balığın kafası, kuyruğu, derisi, kılçığı çıktıktan sonra kalan etinin 1/5ini yiyebildim.. diğer salatalar vs'den de tadımlık yedim. Ama YEDİM! keyifliydi.. 3,5 saatlik akşam yemeği Ayten kuzumla :) Canımıza değsin. En kötü soframız böyle olsun dedik..



Benim ev yokuşta.. Evden otoparka gidene kadar sağlam bir yokuş tırmanıyorum. Ve nefes nefese kalıyordum. Geçen gün yolun sonunda ağzımda sakız olduğunu ve nefes nefese kalmadığımı farkettim. Oysa sözde epey hareketli insandım. Bunu farkettiğimde 18kg vermiştim.

Sağ dizimde 3 vida var. Ön çapraz bağlarım koptuğunda yeni bağ yapıp vidaladılar. En çok merdiven çıkarken sızlıyordu. Fark ettim ki merdivenlerde artık sızlamıyor.

Köpeğimin kakasını yerden alırken göbeğim rahatsız etmiyor. :) dizlerimi kırmadan iki avcumu aynı anda yere değdirebiliyorum :D son zamanlarda ancak parmak uçlarımı dokundurabiliyordum ..

Boyumda uzun benim. 1,77..bacaklarım da uzun. Eşofmanların falan paçaları hep kısa gelirdi. Enden de genişlettiğimden düdük gibi olurdu paçalar. Geçen sene yalvar yakar 12 eşofman diktirmiştim bir imalatçıya. Paçaları standarttan 13 cm uzun yapmışlardı. Ancak olmuştu. Daha 22kg da tüm eşofmanların paçaları uzun gelmeye başladı :)))

Şimdilik bu kadar sanırım fark ettiğim değişiklikler.. Vermem gereken daha 55-60 kg var.
Duruma göre 55de konuşuruz bunu.. Büyük ihtimal kollarım, midem vs sarkacak ve estetik ameliyat gerekecek. Estetik ameliyatla fazla deriler alınacak. O operasyonlarla 2-7 kg civarı daha gidebiliyormuş derilerle. Bu yüzden 70kgda durup operasyonlara başlayacağım büyük ihtmal. Ama neyse. Daha o kısma çok var.
Şimdilik sağlıklı beslenmeye, spor yapmaya ve kilo vermeye odaklanıyorum..
Her şey daha iyi olacak.

22 kiloyu yanaklarımdan mı vermişim ben yahu :D


Iceberg gibiyim.. Görünmeyen kısmım devasa :D


23 Temmuz 2012 Pazartesi

55. Gün ve Neler Yiyebiliyorum?

Aklımdakileri sonraki yazılarda unutabiliyorum.. Taze taze yazayım dedim..

Çorbalarla aram hala sıkı fıkı.. Tüm çorbaları gayet rahat tüketebiliyorum..



Tavuk, Et, balık, midye, yumurta yedim.. Izgara, fırın ve haşlama..Ton balığı konserve bir de..



Çiğ, haşlama, fırında ve buharda sebzeler yedim..

Fırında : Patates, patlıcan, biber, mantar, kabak, soğan,
Haşlanmış : patates, mantar, soğan, biber, sarmısak
Buharda: Brokoli , Karnabahar, Kabak, Taze fasulye, sarmısak,
Çiğ: Salatalık, havuç, Marul, Kıvırcık, Biber, Domates, +Kuru Domates, Kuzu Kulağı, nane, Maydanoz, Fesleğen, Kırmızı lahana, Semizotu..


Bolca yoğurt.. Yağsız süt.. Şeker ilavesiz elma suyu.. Ayran.. Az yağlı peynirler.. 
(Son zamanlarda hazır ayranların tuz oranları mı arttı yoksa benim damak zevkim mi değişiyor? )


Meyvelerden önce yumuşak olanlar.. Muz, Nektarin.. Karpuz.. Ananas, Mango, Bogurtlen, Ahududu, Kivi, Kayısı..
Son günlerde erik de yemeğe başladım. Çok çiğneyerek tabi.. Süt içinde elma püresi de yedim..

...
Unutmuyoruz ki bu operasyon sonrasında her şey herkesde farklı cereyan ediyor. Ben yiyebildim demek sen de yiyebileceksin demek değil.
Deneme yanılma durumu.
Ama ben mümkün olduğunca denemeleri evde yapmaya çalışıyorum. Hani fenalaşırsam falan bari evimde olayım diye.

Sağlıklı beslenme yanı sıra spor..
Kilo verimim çok yavaşladı. Ama daha da yapabileceğim bir şey yok. :)
Gitti 18 kg.. kaldı 64 kg.. :)))






18 Temmuz 2012 Çarşamba

Kafana kese kağıdı geçirirsek giderin var!


İnsanlar tuhaf..
Bu ameliyatları sadece "güzel" olmak için olduğumuzu sanıyorlar.

Genel diyalog şöyle geçiyor..

"Neden ameliyat oldun?"
** çünkü şişmanım
 "sadece bunun için mi ameliyat oldun, kestirdin kendini? e böyle de güzelsin ne gerek vardı?"

Sadece bunun için????
Sadece bu bizim için ne kadar büyük bir sorun kaç zayıf bilebilir bunu? yada kaç normal?
Şişmanlığın daha sonrasında getirdiği yan hastalıkları kaç zayıf biliyor?
Şeker?
Tansiyon?
Dolaşım bozuklukları?
Diz-Eklem bozuklukları?
Reflü?

Peki ya psikolojik sorunlar?
Sırf şişman olduğunuz için insanların size hakaret edebilmek için kendilerinde hak görmeleri?
Aşağılayan bakışları?
Laf sokmaları?
Benzetmelerde sürekli aslında şişman olmayan doğaları gereği iri olan "Ayı"- "Fil" - "Su Aygırı" gibi hayvanlarla muhatab kalmak?
Daha da uzatmasınlar diye gülüp geçmek zorunda kalmak..

Ve bunlarla savaşmaya karar verdiğinde "Ne gerek var?" demeler..

Çok gerek var.
İlk önce sağlık için gerek var.
Hak ettiğimiz hayatı yaşayabilmek için gerek var.
Bizi isteyen değil, bizim istediğimiz insana aşık olabilme hakkı için gerek var.
Aynı meslekte belkide daha iyi olduğun kişiler karşısında müşteriler tarafından sırf şişman olduğun için 2. yada 3. sıraya itilmemek için gerek var.

Bu yazdıklarımı tüm şişmanlar anlayacak.. Onaylayacak.. Tüm zayıflar ise "Ne alakası var yeaaa" diyecek :)
O alakayı yine biz biliyor olacağız :)

He canım. Sırf güzel olayım diye kestirdim kendimi. Manyaktım çünkü. Senin gibi kafam sadece buna basıyordu.
Ama laf aramızda sen zayıfsında suratın on para etmez. Kese kağıdı ile giderin var ama yalan değil..



5 Temmuz 2012 Perşembe

Dile kolay 30 gün!

Dile kolay..
Ama aslında bana da kolaydı :)
ilk 6 gün hastane sonrası evde ilk 10 gün alışmak bakımından daha zordu.. Tabi sonrasında 15 günde 9 kg vermiş olduğunu öğrenmenin keyfi tüm zorluklara değmişti.
İkinci 15 gün buna nazaran daha kolaydı.



İkinci 15 günde sıvıların yanı sıra cıvık pürelere geçtik beslenmede.. Ki bu beni biraz (zaman zaman birazdan fazla) rahatsız etti.. Ben yine daha çok çorbalardan aldım gıdayı :)
Yayla çorbası candır dediğim 2 hafta geçirdim :) Süt, meyve, yumurta ve yulaf gücü kuvveti yerinde tuttu..
Tek sıkıntı karın ağrısı oldu. Ama ne ağrımak :S
2 gün öldüm öldüm dirildim. Meğerse gazmış :D
Sevgili doktorcuğuma aman bana bir çare dedim. o da önerilerde bulundu. biraz rahatladım şükür.
Ve sanırım uzun süre aç kalmakla alakalı bir durumdu.. Neyse ki geçti :)
Bu 2. 15 gün çok anlatacak özel bir durum yok yani :)
Salı günü ilk 1 ay kontrolü için yine hastanedeydim. Ki bu arada hiç kilo veremiyorum gibi geliyordu. Çünkü az yediğim için yakamadığımı sanıyordum.
5 kg daha vermişim oysa :) uzun zamandır rüyamda görsem inanmayacağım rakamlar yani.
ilk bir ay skoru : 14 kg!

İlk ay kontrolü için 5 tüp kan verdim. Bugün de kontrole gittim tekrar. İlk ay olduğundan ve ilaçlarımı düzenli kullandığımdan değerler normalmiş.
Yeni ilaçlara geçtik.
İlk iğnemi yarın alıp olacağım.
Vede bir sonraki kontrol 2 ay sonra..
Yavaştan katılara geçmeye başlıyoruz besinlerde.. Katılarla savaş biraz zor olacak ama hiç acelem yok :)
Haydi bakalım.. devam ediyoruz :)


Kaldı 68 kg!


21 Haziran 2012 Perşembe

"Dumping Sendromu" nedir?

En son göz altı torbalarımı aldırmıştım. Ve Doktorumun verdiği diyetle devam ediyordum..
Diyetimde yazanların yarısını bile tüketemiyorum. Sıvı döneminin canını seveyim.. Ki hala çoğunlukla sıvı tüketiyorum.
Çorba can'dır!
Cıvık püreler, sulu çırpılmış yumurta bile canımı acıtıyor. Bu dönemi maksimum ağırdan almam en iyisi olacak.
..
2 kere daha fenalaştım bu arada.. olayın adı "Dumping Sendromu" imiş..



İlki hazır kahve içtim soğuk olanlardan. en ufak boyun yarısı kadar. İçerken bir şey yok..
Ardından tansiyon düşmesi. bulanık görme. beyinde karıncalanma. midede tuhaf his. bayıldım, bayılıyorum.. eve dönene kadar 4 yerde mola verip oturdum.kolonyalar, soğuk sular..
2.si evde.. Doktorumun verdiği diyet listesinin sabah kahvaltısıyla.  1 su bardağı yağsız süt, içine yarım muz, 3 yemek kaşığı yulaf. blendır edilecek.. ettim. içtim. daha önce de içmiştim. ama sorun yaşamamıştım. Bu sefer Allah'ım al beni yanına dedim. Şükür ki evdeyim. Soğuk terler döküyorum sanki ama terlemiyorum. yattım yatağa.. Sanki yatak beni içine doğru çekiyor. Bayılsam kurtulacağım sanki, bayılmıyorum da.. Allah düşmanıma yaşatmasın diyeceğim hallerden.. kendimi daha iyi hissetmeye başladığımda köpeğimi dışarı çıkardım. Malum evlatcığımın ihtiyaçları da var. Çıkmışken tansiyon ölçtürdüm eczanede. iyi hissettiğim hali 9-5 çıktı. evde fenalık geçirdiğim zaman kaçmış ben bilmeyeyim!
Ve bu halin adı "Dumping Sendromu"

Sensei Başak facebookda konunun linkini paylaşmış. Ben de sizlerle paylaşayım..

Dumping Sendromu
Dumping-Sendromu.,midenin kısmen ve özellikle tamamen alınmasından sonra görülen bir tablodur. Bu tabloda, ameliyattan sonra kalan midenin ya da mide tamamen çıkarılmış ise bağırsak kullanılarak oluşturulan yedek midenin içindekiler, fazla hızlı bir şekilde ince bağırsağa boşalır.
Hemen yemekten sonra görülen ve erken dumping denilen olayda, gıda içerisindeki çözülebilir maddeler, bağırsaktaki kan yollarından sıvı emerler ve kalp çarpıntısı, tansiyon düşüşü, baş dönmesi, bulantı ve terleme gibi dolaşım sistemi semptomları ortaya çıkar.
Geç dumping denilen olayda ise birden gelen aşırı karbonhidrat nedeniyle kan şekeri seviyesi geçici olarak hızla yükselir ve kısa bir süre sonra hızla düşer. Bu nedenle yemekten 2-3 saat sonra kan şekeri düşüşü meydana gelebilir ve bu durum, huzursuzluk, titreme, güçlü iştah ve bilinçte bulanıklık belirtileri ile kendisini gösterir.

Sık sık küçük öğünler ile beslenmek, yemeklerde bir şey içmemek ve serbest şekerli şeyler (örn. tatlılar) yememek, bu duruma karşı alınacak en önemli karşıt önlemlerdir. Karbonhidrat alımını dengeleyecek posalı ve lifli maddelerin ve ilaçların alınması faydalı olabilir. Duruma göre, ince bağırsağın kalan mideye olan bağlantısını değiştirecek bir ameliyat gerekli olabilir.

alıntı: http://www.hekimonline.com/yenisite/moduller/ansiklopedi/index.php?tid=358

Şu ana kadar bende Dumping yapanlar : Şeftali suyu , Normal süt, hazır kremalı kahve , ve muzlu yulaflı süt. :(
Bakalım daha neler neler yaşayacağız..

12 Haziran 2012 Salı

Göz Altı Torbalarımı Aldırdım :P

Selamlar.. Bugün ameliyatı olalı 15 gün oldu.. Hastaneye kontrole ve dikişlerimi aldırmaya gittim. Halil hocam ile görüştüm. Beni Diyetisyenimiz Nazlı hanıma yolladı.. En tırstığım anlar! Hiç kilo vermişim gibi gelmiyordu çünkü. Tartıldım.. 138,3.. Ameliyata giriş kilom 147,2 idi. yani 8,9 kg vermişim :S inanamadım (ki bu 138,3 içinde 1 lt su ve bir kutu ayran var tartılmadan önce içtiğim :) ) Yıllardır gram vermek için canım çıkardı. yemezdim içmezdim.. gram giderdi. sonra kilo olarak geri gelirdi. Şimdi neredeyse tüm gün birşeyler yedim (aslen içtim) ve kilo verdim! Aslen görüntü göz altı torbalarımı aldırmışım gibi :) Çünkü bu cüssede 9 kg, devede kulak gibi..

 

NE YEDİM - NE İÇTİM ?

 Hastaneden ilk çıktığım gün Derisiz tavuk kalça haşladım kemiği ile. Suyunu içtim. Biraz limon sıkarak. sonraki gün ilikli dana kemik kaynattım. suyunu içtim. yine limonlu.. Çünkü et ve kemik suları bana ağır geliyor tat olarak. Limon o tadı seyreltiyor daha içilesi tat veriyor. Tabi bu damak zevki herkese göre değişebilir. Aralarda şekersiz elma suyu ve ayran içtim. Bol bol su içtim. Aynı operasyonu olan farklı hastalar tüm gıdalara farklı tepkiler verebiliyor. Kemik suyu içemeyeni var, Bir çay bardağını 2 kerede anca içebileni var. Bugün Doktorumla konuşana kadar bol sıvı içebiliyor olmam acaba sorun mu diye bile düşünüyordum. Çünkü konuştuğum operasyonlular bir kase çorbayı 45dk da zor içerken ben sorunsuz alabiliyordum sıvıları. Su günde 2 lt ve fazlası içiyorum. Ayran.. Elma suyu.. velhasıl tüm sıvılar birleşirse günde 3,5 lt falan sıvı alıyorum en az. Herkes de biz içemiyoruz dedikçe bende bir sorun var diye düşünmeye başlamıştım. Sağolsun yine sevgili doktorum Halil Coşkun sayesinde bu kuruntuyu bir kenara bıraktım. Zaten tartı da doğru yolda ilerlediğimi gösterdi sanırım :)
 

 Son 5-6 gündür tavuk suyu haşlarken içine sebzeler de ekliyorum. mesela : 1 tavuğun derilerini çıkardım tamamen.. kuyruk ve kanatları attım. sırt yağlarını attım. düdüklüye koydum. Üzerine 2 kabak + 2 havuç + 2 patates + 2 kuru soğan + 1 demet maydonoz koyarak haşladım. iyice hamur gibi olana kadar. Sonra içindekileri çıkarıp kemikleri ayıkladım. ve tüm malzemeyi suyu ile birlikte blendırdan geçirdim. Mercimek çorbasından biraz daha sulu bir çorba oldu kıvam olarak. isteğe bağlı bir parça da tuz eklenebilir. Sonra onu buzdolabına koydum. günde 3 fincan falan içtim. Yine limon ekleyerek. Hatta son 2 gündür karabiber de koyuyorum. Ama dediğim gibi bunlar tamamen sizin bünyenize göre değişecek şeyler. Mantık yüksek protein, düşük kalori vs sıvı olması.. ilk 15 gün sadece sıvı besleniyoruz.
 

.. Vitamin olsun diye kuzu paça aldırdım ve haşladım. Ki normalde asla kelle paça işkembe yemem! içmem! satılan yerlere bile yaklaşamam! Ameliyat sonrası iyi gelir dediler diye bir gazla pişirdim.. 1 kase içebildim.. cıks!! bana göre değil. Kemik suyu da ağır kokuyor biraz. En güzeli tavuk suyu sanırım :) ya da bende öyleydi. Siz deneye yanıla öğreneceksiniz. Ben bu işe başlarken idolüm olan Başak'ın bloğunu yalamış yutmuş biri olarak onunla ne kadar farklı ilerlediğimizi gördüm mesela. Siz de farklı olacaksınız. En önemlisi her hasta ayrı birer birey. Ayrı metabolizma. Ayrı damak tatları. Genel beslenme kurallarına uyulacak. Kendi yiyeceğimiz (içeceğimiz aslında.) menüler oluşturulacak.
 

 Ayran muamma! Çoğu arkadaşda gaz yapmış. Bende yapmadı. Hayat kurtarıcım ayran oldu. Tansiyonumu ayarladı..

 Haaaaa tansiyon demişken.. Hastaneden Cuma çıkmıştım. Pazar akşam üzeri babama artık sen gidebilirsin ben iyiyim dedim. Sonra gece tek başıma ilk kez köpeğimle yürüyüşe çıktım. 400-500mt anca gitmişimdir. Bir arkadaşımla karşılaştım. Onunla ayaküstü sohbet ederken tansiyonum düştü. "Tuğrul ben şuraya oturayım" dedim. o da ben motoru parkedip geleyim dedi. "gitme" dedim.. "ben bayılıyorum.." ve bayılmışım :S Yaklaşık 1 dk kadar baygın kalmışım. Ayıldığımda 6-7 kişi bana bakıyor ve iyi misiniz? diyordu.. Tuğrul motoru parketti. Koluma girdi. Beni eve geri getirdi. Tuzlu ayran içtim. biraz kendime geldim. yatıp uyudum. Ertesi sabah daha kısa mesafe çıkardım köpeğimi. akşamına da öyle. ve hergün biraz daha arttırdım mesafeyi. E normal. Cüsse devasa. yemek cüzzi.. mide ceviz kadar ama beynin bence bundan haberi yok :D aldığı besinin devasa vücuda yetmemesine kıl bir halde tepki veriyor :) Şimdi 1 saatten uzun yürüyebiliyoruz. Sabahları çok sıcak oluyor. Gece yürüyüşleri daha keyifli. Özellikle köpüşüm Face açısından :)

 

 Neyse. Ne diyordum.. Ayran. Ben içtim. hem tok tuttu. hem sağlıklı bir besin. Mümkünse evde yapın ayranınızı. Hazırlar çok tuzlu. ilk zamanlar iyi geliyor zamanla ne kadar tuzlu olduğunu anlıyorsunuz damak tadınız değişiyor belkide, bilemiyorum.

 

Neredeyse unutuyordum. evde 4. gün falandı sanırım. Domates çorbası yaptım. süzdüm onu içtim. (4-5 domates rendesi, kemik suyu, bir kaşık un 1 kaşık salça ile..) Sevmedim :D

 

 Bugün Doktorumun önerisi ile cıvık pürelere geçtim. Ne yemem gere, öğünler nasıl olacak vs beslenme listemi aldım diyetisyenimizden. bu aşama da 2 hafta sürecek. Bu aşama biraz daha kolay. sıvı da içebiliyoruz. cıvık pürelerde alabiliyoruz. Zaten aç değilim de. Ama yıllar boyu ısırarak yemeğe ve yediğimizi yutmaya alışmışız. Beni en zorlayan şey bir şeyi ısıra ısıra kopara kopara yeme isteği oluyor sanırım. Birde geçen film izlerken canım çok pis çekirdek istedi. :) Erik ve Elma aşeriyorum.. Sabır diyorum..